Konum: İzmir, Karabağlar
Tarih: 2018
Program: Eğitim yapısı
Mekanlar: Sınıflar, atölyeler, çok amaçlı salon ve ortak öğrenme alanları
Tasarım yaklaşımı: Hareket, merak ve deneyim üzerinden öğrenme
Tasarım: İpek Nur Demir
Öğrenmenin Topografyası; hareketle keşfedilen, karşılaşmalarla çoğalan ve mekansal deneyimle derinleşen açık bir süreç olarak ele alır.
Proje, öğrenciyi koridor ile sınıf arasında yönlendirilen pasif bir kullanıcı olmaktan çıkarır. Çocuk bedeni; eğim, mesafe, yükseklik, ışık ve yön değişimleriyle sürekli ilişki kurar. Böylece yapı yalnızca öğrenmenin gerçekleştiği bir kabuk değil, doğrudan öğrenme eyleminin parçası haline gelir.
Eğimli arazi, farklı mekansal deneyimler üreten doğal bir öğrenme zemini olarak değerlendirilmiştir. Yapı, arazi üzerine yerleştirilmiş tekil bir kütle yerine, topoğrafyaya tutunan ve onunla birlikte yön değiştiren katmanlardan meydana gelir.
Arazinin kuzeyinde ve güneyinde bulunan iki park, proje alanının içinden geçen kesintisiz bir kamusal omurgayla birbirine bağlanır. Bu bağlantı, yalnızca iki noktayı birleştiren bir geçiş değildir; yapının avlularına, teraslarına ve ortak alanlarına temas eden bir rotadır.
Kütlelerin araziye yerleşimi, korunaklı bir iç bahçe oluşturur. Bahçe, çevreden bütünüyle koparılmış bir boşluk değil; yapının farklı kotlarını buluşturan, açık ve kapalı öğrenme alanları arasında nefes alan ortak bir merkezdir.
Projede sınıf, atölye ve çok amaçlı salon kütlelerinin çevresinde dolaşan rampalar; yapıyı farklı açılardan algılatan, bakışı yönlendiren ve merak duygusunu canlı tutan mekansal parkurlar olarak tasarlanmıştır.
Öğrenci, yapı içinde hareket ederken mekanları tek bir bakışla tüketmez. İçeriyi ve dışarıyı, zemini ve üst kotları, bahçeyi ve öğrenme birimlerini farklı eşiklerden yeniden keşfeder. Sirkülasyon boyunca oluşan genişlemeler, basamaklar, rampalar ve seyir noktaları; bekleme, karşılaşma, oyun oynama ve birlikte çalışma için kullanım alanları üretir.
Bu yaklaşımda koridor ortadan kalkmaz; fakat yalnızca geçilen bir ara mekan olma niteliğini kaybeder. Sirkülasyon, gündelik karşılaşmaların ve rastlantısal öğrenmenin gerçekleştiği sosyal bir yüzeye dönüşür.
Sınıflar belirli sınırlar içinde yoğunlaşırken atölyeler, ortak alanlar ve bahçe ile kurdukları görsel ilişkiler sayesinde yapının bütününden kopmaz. Şeffaf ve geçirgen yüzeyler, farklı çalışma biçimlerinin birbirini görmesine imkan verir. Öğrenme, kapalı kapılar ardında gerçekleşen tek yönlü bir aktarım yerine; gözlem, üretim ve paylaşım yoluyla çoğalan kolektif bir deneyime dönüşür.
İç bahçe, teraslar ve açık sirkülasyon; ders, oyun, dinlenme ve üretim arasındaki sınırları yumuşatarak öğrencinin kendi öğrenme güzergahını kurabileceği esnek bir mekansal düzen oluşturulur.
Back to Top